Dikkat Klip Cikabilir

27. October 2009

Aklinda bulunsun diye not dusmek niyetindeyim. Eger bir gun karsina rus muzik kanali cikarsa izlemeye karar vermeden once bir daha dusun isterim.

Asagidaki klipler cok nadir anlardan birinde televizyonu actigimda pespese izledigim bes sarkiya ait. Cok cilgin…


[AMATORY] – Breathe with me
Загружено Prius__Hybrid. – Смотри больше видео клипов в HD качестве!

SANDRA IN THE HEAT OF THE NIGHT CULT OLDIE GEIL
Загружено Sandra_Cretu. – Смотри свежие видео клипы на аффише

Radiohead – No Surprises
Загружено popefucker. – Смотри больше видео клипов в HD качестве!

Prince – Purple Rain (Live Original)
Загружено goldrausch. – Смотри свежие видео клипы на аффише

Savage Garden – Truly Madly Deeply
Загружено cladstrife.

Bu noktadan sonra kendimi izlemeyi birakmak zorunda hissettim. Televizyonu kapatip normal hayatima geri dondum. Televizyon en iyi uyusturucu derken bu kanali kastediyor olmalilar.

Ayrica bir kez daha not dusmek isterim ki dailymotion youtube’dan cok daha durust “video paylasimi” konusunda. Youtube’da bir paylasamama hali almis yurumus. Kimisini yayinci yasaklamis, kimisini sanatci. Bazilari ise ulke bazinda engellenmis. Sacma sapan bir kaos hakim.

İletişmek

21. September 2008

Kazakistan nüfusunun %40′ını Kazaklar, %40′ını Ruslar, geriye kalan %20′lik kısmını ise on aşkın millet oluşturuyor.

Günlük hayatta aktif olarak konuşulan dil ise elli yılı aşkın bir süre devam eden birlik üyeliği sebebiyle rusça.

Resmi yazışmalarda halen Rusça ve Kazakça birlikte kullanılıyor. Mevcut hükümet 2013 yılında resmi dil olarak %100 Kazakça kullanılmasını hedefliyor. Gerekli resmi düzenlemeler yapılmış durumda. Ama bu geçişin çok da kolay olmayacağı belli. Keza bazı Rusların halen Kazakça bilmiyor ve üstüne üstlük öğrenmek istemiyor oluşları bu uygulamaya büyük bir engel oluşturuyor. Aynı zamanda Kazakistan’da -ve dahi diğer eski birlik üyesi ülkelerde- yaşayan yabancılar daha fazla insanla sorunsuz bir şekilde iletişim kurmak adına Rusça öğreniyorlar.

Tüm bunların yanısıra Rusça’nın dil bakımından daha zengin ve daha güzel oluşu da aşikar.

Dilin güzelliği ile ilgili birçok ipucu verilebilir. Ama ben yazıyı daha da uzatmadan bir örnek verip çekilmek istiyorum.

Günümüzde dünya ve barış kelimelerini aynı cümlenin içinde kullanamazken biz, Rusçada bu iki kelime tek bir kelime olarak, ‘???’* -mir- şeklinde tanımlanmış. Bun bu durumu çok seviyorum.

*tıpkı mir uzay üssündeki gibi.

Islık

28. July 2008

Ruslar ıslık çalmanın parasızlık getireceğine inanıyorlar. Sadece bu değil bunun gibi bir sürü batıl inanışa sahipler. Bu da başka bir yazının konusu olsun.

Benim sürekli parasız olma halimin ana sebebi ıslık çalmayı seviyor oluşum olabilir mi diye düşünüyorum.

Basit Olan İyidir

12. July 2008

Yıl 2008 ve ben evin atan sigortasını tel sararak onarıyorum. Otomatik sigortaya geçtiğimiz yılları hatırlıyorum da onlu yaşlarımdaydım. Seramik bir sigortaya nasıl tel sarıldığını nereden bildiğimi ise hiç bilmiyorum.

Her şey alabildiğine basit, sade.

Hatta bununla ilgili olarak ‘uzaya ilk çıkan astronotun yanında tükenmez kalem götürmesi sebebiyle notlarını tutamadığını oysa ilk kozmonotun kurşun kalem ile çıktığı için herhangi bir sorun yaşamadığını’ anlatan bir anekdot da var. Artık yalan yanlış orasını bilmiyorum. Ama basit olan iyidir diyesim geliyor.

Merkezi

26. June 2008

Merkezi sistem denildiğinde önceden aklıma sadece kalorifer tesisatları gelirdi. Buraya geldiğimde işin öyle olmadığını anladım.

Binaların hepsinde yer alan merkezi sistem ısınma yöntemi tüm şehir için bütünleşik olarak tasarlanmış. Isıtma başlama tarihini, bitiş tarihini, kaç derecede yanacağını yerel yönetimler belirliyor. Tüm şehir aynı anda ısınıp, aynı anda soğuyor. Bunun için her ay standart bir bedel ödeniyor. Ha keza evlerdeki sıcak su da aynı şekilde sağlanıyor. Sıcak ve soğuk suyun saatleri, faturaları ayrı.

Buraya kadar bir nebze kabul edilebilir bir durum varken evdeki her odada yer alan garip şekilli prizlere bağlı, üzerinde sesten başka bir düğmesi olmayan -evet, açma-kapama düğmesi bile yok- radyoyu(?) anlayabilmiş değilim. Merkezi, kablolu, tek kanallı radyo yayını… Belki de kapalı devre müzik yayını demek lazım.

Sabah kahvaltılarımın değişmez bir parçası oldu. Hayır kahvaltılarda dombra dinlemeyi bir alışkanlık haline getireceğim diye korkuyorum.

Taklitler Aslını Yaşatır?

25. May 2008

Tüm dünyada yükselen bir değer olan fikri hakların devletler tarafından korunması olayı henüz bu taraflara uğramış durumda değil. Hem de bahsettiğim haklar öyle kopya cd, dvd gibi şeyler değil. Onlar zaten alenen alınır-satılır vaziyette.

Bunun dışında tüm dünyada nispeten daha kolay takip edilir, denetlenebilir vaziyette olan marka patent uygulamaları bile yok. Her neyin sahtesini -ki biz buna argoda ‘çakma’ diyoruz- ararsanız burada bulabilirsiniz. Bu durum tekstilde sıkça karşımıza çıkarken şahsen ben daha önce hizmet sektöründeki örnekleriyle karşılaşmamıştım. Yani buraya yolum düşünceye kadar.

Kazakistan’ın en büyük fast food zincirinin adı ‘King Burger’. Ne büyük raslantı değil mi? Hayır esinlenme var diyeceğim ama öyle böyle değil. İlk karşılaştığımda kimsenin dikkatini çekmemiş dedim ama sonrasında, meşhur altın kemer M’si ters çevrilmiş McDonalds çakması WestBurger -evet kabul edelim bu King Burger’den daha yaratıcı-, ortasındaki kadın figürü yerine garson görseli yerleştirilmiş adını bile hatırlayamadım Starbucks çakması kahvehane(?) zincirini görünce olayın hiçte öyle olmadığını anladım.

Uluslararası patent koruma uygulamalarının devletler arası yapılan anlaşmalarla sağlandığını düşünürsek doğudaki bir çok ülkenin henüz bu anlaşmalara imza atmadığını da hatırlamam gerekiyordu. Dolayısıyla öyle kafanıza göre ülkeye gelip denetleyemiyor, dava edemiyorsunuz.

Film setinde yaşıyor gibi hissediyorum bazen kendimi.

Moda Sadece Bir Semt Adıdır

14. May 2008

null

Gelen yaz ile beraber şehrin yeşillenmesinin dışında insanların da çiçek açtığı ‘çıplak’ gözle gözlemlenebiliyor.

Bulunduğum coğrafyanın kadınlarının tüm dünyada hatrı sayılır bir ünü olduğu malumunuz. Bu durumda fiziksel özelliklerinin yanısıra kendilerini sergilemekten çekinmemeleri de büyük bir etken kanımca.

Rahat?!
Evet herkes çok rahat. Bu rahatlığın sebeplerini irdeleyecek kadar bilgi sahibi değilim ama bu rahatlığın son derece pratik ve kullanışlı olduğu ortada.

Kışın çok kötü giyiniyorlar diye yorumladığım insanları, yazın hiç giyinmiyorlar diye yorumlayabilirim. Üstelik herhangi bir yaş grubu gözetmeksizin uyguladıkları kendi hallerinde bir modaları var. Bu akımı bir hataya düşmeden hafifçe genellemek gerekirse; Russki R&B modası denilebilir. Herşey pırıl pırıl. Lame ayakkabılar, fantastik çizmeler, parıltılı pantalonlar, ‘cancan’lı çoraplar, bol payetli transparan bluzlar… Derken tüm bu kreasyon, artan sıcaklarla birlikte yerlerini tek parça derin dekolteli elbiselere, askılı atletlere (?) ve sandaletlere bırakıyor. Bir nevi ‘minimalizm’ de denilebilir.

Tabii bu durumdan memnun olan hayli insan olduğu gibi durumu bir kültürel dejenerasyon olarak gören insanların da varlığı öyle pek azınlıkta değil. Lakin işin güzel tarafı kimse kimseyi yadırgayamıyor, eleştiremiyor… Herkes kendine yaşıyor. İyi de ‘biz’ niye bu kadar kasıyoruz. Bu kadar geriliyoruz bilmiyorum. Hangisi doğru onu bile bilmiyorum.

* tamam kabul ediyorum. görseller yüzünden biraz “arka sayfa” gibi oldu ama -anna lahana diyeti ile 15 kilo verdi.- burası da böyle ama ne yapalım.

Tatil

9. May 2008

null

Ahh yine tatil yine tatil.
Dur durak bilmeden bayram ediyoruz, seyran eyliyoruz.

Bu sefer 1945 İkinci Dünya Savaşında Soyvet topraklarının Almanlar’dan kurtuluşunu kutluyoruz. 9 Mayıs Zafer Bayramı. Haa burası hala Sovyetler toprağı mı? Değil tabii ki. Ama kurtulmuşuz bir kere. Hem bayram olacak ki eğlenip votka içeceğiz. Evet evet, votka içeceğiz.

Bayram

9. May 2008

null

Hani derler ya deliye hergün bayram. İşte o derecede çok bayram var burada. Bunun en büyük sebeplerinden biri Sovyetler’den kalma yetmiş çeşit milletin hala bir arada yaşıyor olması. Şöyle bir bakınca komünizm’den kalma bayramlar hala geçerliliğini korurken, bağımsızlığın ilanından sonra devreye dini bayramlar da girmiş. Nüfusun %53.7′ı* müslüman olduğu için kurban ve ramazan bayramları resmi tatil olduğu gibi hristiyan vatandaşlar için noelde bir hafta, Hz.İsa’nın vaztif olduğu günde bir gün resmi tatil olarak ilan edilmiş. Ulusal kurtuluşla ilgili olan günler de çalışılması katiyen yasak günler. Bunların yanına 8 mart dünya kadınlar günü, 1 mayıs işçi bayramı gibi günleri de ekleyince ortaya tatili hayli bol bir takvim çıkıyor. Belki de bu sebeple insanlar gayet mutlu. Evet garip biliyorum ama insanlar gerçekten mutlu. Şu içinde bulunduğumuz yüzyıl dikkate alınınca birilerin mutlu olması garipsenecek bir hal oluyor.

Buraya geleli henüz çok zaman geçmemiş olmasına rağmen şimdiden üç bayram geçirdim bile. Bunlardan ilki 8 Mart Dünya Kadınlar günü -ki birçok yerde Dünya Emekçi Kadınlar olarak anılır- adı üzerinde sadece bir gün olmasına rağmen burada bayram olarak nitelendiriliyor ve kutlanıyor. Tüm ülkede çiçek satışları ve dolayısıyla fiyatları artıyor. Ailedeki, işyerindeki, mahalledeki, yoldaki tüm kadınların günleri kutlanıyor. 8 Mart resmi tatil olduğu için işyerlerinde 7 marttan pastalar kesiliyor, bardaklar kadınlar için kalkıyor, teşekkür konuşmaları kadınlar için yapılıyor. Herkes minnetlerini dile getirmek için ailedeki kadınları ziyaret ediyor. Kadın çok değerli. Çok çalıştıkları için mi orasını henüz bilmiyorum.

İkinci bayram ise nevruzdu. Nevruz mantığına gayet uygun olarak her yer çiçeklendiriyor. Şehrin dört bir tarafına bayraklar asılıyor ve tahmin edebileceği gibi üç gün resmi tatil. Sanıyorum her bayramı layığı ile kutlayabilme yeteneğine sahipler. Keza bayramın beraberinde getirdiği mutluluk insanların yüzüne yansıyor resmen. Sonra aklıma geliyor da bayram sabahı üzerine tertemiz elbiselerini giymiş, el öpmeye giden insanların yüzündeki sıkılganlığı düşünüyorum. Yok canım bayram bizim neyimize diyesim geliyor.

Üçüncü bayram hala katılamadığım için kendime kızdığım 1 Mayıs İşçi Bayramı. Türkiye’de alışkın olduğumuz gibi değil tahmin edebileceğiniz üzere. Evet burada da bol miktarda polis ve asker görmeniz mümkün alanda. Ama onlar kutlamalara engel olmak için değil bizzat kutlamalara katılmak için oradalar. Kortejler, konserler, çiçekler, birlikte söylenen şarkılar ve tabii ki votka. Coşkunun bu kadar çok olması, kutlamaların gece de devam etmesine üç günlük resmi tatilin etkisi vardır sanırım. Yoksa kim dünya emekçileri için sabahın körüne kadar içki içip sokakta şarkılar söyler.

Bayramı kutlaması bol, relaks insanlar diyarı Kazakistan’dan bildirdim. Bir başka bayramda -ki çok olduğunu söylemiştim- tekrar görüşmek dileğiyle.

*kaynak : wikipedia



Wordpress | AMY&PINK | Giris