the black heart procession

3. June 2010

evet gecikmiş ve geciktiğinden dolayı da fazla kıymeti kalmamış bir yazı. yapacak fazla bir şey yok. hayat.

önce serbestdüşüş sayfasındaki sorun, onun pazartesi çözülmesi, sonra uyanır uyanmaz gazze’ye giden gemide iki ölü mesajını almam, keyfimin kaçması ve olağan hayat…ağzımın tadı kalmadı ki konseri, yazıyı neyleyeyim. bir de herkes çok mu fazla konuşuyor? konuştukça konunun değeri düşüyor? yoksa bana mı öyle geliyor? her neyse.

aşağısı sanırım biraz daha güzel..

serbestdüşüş yönetimi olarak gittik, gördük, dinledik. mest olduk.

balkonun sahneye hakim bir köşesine kurulduk. pall jenkins sahneye çıkıp aldı eline testereyi(?) ve rüzgar sesini andıran bir ses çıkarmaya başladı. ardından tobias nathaniel konuya dahil oldu. balkondan aşağıdaki komşuyu takip eden teyzeler misali elimizi çenemize koyduk, huşu içinde dinlemeye başladık. yukarıdan sadece bir şapka olarak gördüğümüz pall jenkins, sonra tam gövde ve ses arz-ı endam etti. pek çok konserde yaşadığımız hayal kırıklığı onun sesiyle zerre kadar yaşanmadı. çok mütevazı bir havaları vardı. ikinci şarkı the waiter no:2 idi. benim için konser o saniyede amacına ulaşmıştı aslında. blue tears, bluewater blackheart, heaven and hell derken son vuruşu muhteşemus it’s a crime i never told you about the diamonds in your eyes’la yaparak bir kez daha kalbimizi kazandılar. gene gelsinler gene gideriz dedik biz de.

günün sözünü yine skoer söyledi: “ben hala beste yapılıyor olmasına çok hayret ediyorum.”

sorun

24. May 2010

http://www.hafif.org/imaj/kahramancayirli/izdihamcom.jpg

bazı sorunlara insan kendisi sebep olur. bazen dikkatsizlik, bazen inat, bazen tembellik, bazen hırs, bazen fazla iyi düşünmek, bazen gereksizlik vs.bunlara sebep olur. bazı sorunlar da var ki insan nasıl olup da bunu yaşadığına anlam veremez. çözümün kendi iradesi dışında olduğunu bilmek insanın dünyada yaşadığı en büyük çaresizliktir belki de. olağanüstü derecede anlamsız bir “düzen” (evet biliyorum düzen çok sıkıcı bir klişe) içinde var olur. etrafındakiler bu anlamsızlıklar curcunasına mantıklı açıklamalar getirmiş ve her şeyi önceden ayarlamışlardır, böyle iyi, böyle iyi diyerek. bu “düzen”  öyle veya böyle işleyegelmiştir. insan, enerjisinin bi’ milyona çıktığı o gençlik dönemlerinde “bir şeyleri değiştirebilirim”e inandırır kendini. uğraşır, didinir, çalışır, çabalar, kazanır, kaybeder, hıslanır, yine kazanır, yine kaybeder, hem de çok güzel kaybeder. yazıda beckett etkisi de görülmeye başlar.. ve insan bıkar. enerji aşağı çekildikçe o çok da sevmediği düzene alıştığını görür ve yumuşak bir inişle bırakıverir kendini.

ha aramızda nadiren de olsa kendini bırakıp gevşeyememişleri görürüz. bu arkadaşlar, “biliyorum güzel bir dünya mümkün”, “biliyorum bir yerlerde daha güzel şeyler var” gibi abidik gubudik, insana umut adı verilen afyon nevinden şeyler fısıldar. insanın içi cız eder. işte o cızları toplarsın koca bir isyana dönüşür yeniden. yönünü bile tayin edemediğin. tıpkı eski günlerdeki gibi.

sonra şair aramıza girip “yumuşak olmasına gerek yok gerçek olsun yeter” der.

oryantasyon

16. June 2009

son günlerimi bol miktarda kendi kendimle konuşarak, ucuz romanlar okuyarak, bir yanım batınca öbür yanıma dönerek, ama hep aynı koltuğun aynı köşesinde geçiriyorum. ara ara yaklaşık yirmi kişilik kadın grupları içine girip şoklanıyorum. ara ara ben yalnız kalmalıyım derken ara ara da ben kalabalık insanıyım diyorum.
sadede gelirsem; arap kültürüyle kaynaşmak konulu son yazıdır bu.
bir arap ailesinin akşam yemeği daveti..herkes bir konuşkan bir bir şey..arapça türkçe ingilizce karmaşası..araplarla evlenen üç beş türk kızı..hepsi de ne kadar arap kızı olmuş. işte başarı. ama ben.. ben iki yılda zerre alışkanlık gösteremedim. aynı koltuğun, aynı köşesinde kıvrılıp duranın oryantasyonu onca olur.
ve akşamki yemek masası:
“diğer tepsideki koyunun kafası değil mi?”
“bırak seyretmeyi yemeğini ye, aç kalacaksın.”
“sanırım tansiyonum düşüyor, gözlerini gördüm, yiyemiyorum.”

kutsal

22. July 2008

kutsal kaan bilgin

mutlaka dinleyin bu arkadaşı…
bayıldım.

kutsal

Evvel zaman favorim.
Yarın 22:00′de Dogzstar’da çalıyor.

* fotoğrafın orijinali için.

sakın aklımı

22. April 2008

fişte bırakmış olmayayım, maazallah cozurdar bu kadar zamanda
yoksam oturup da tek başıma beyaz peynir eşliğinde bir derya kuzusu mu büyük yuvarlayayım,eywallah
açılsam dökülsem şööyle de rahatlasam mıyım, amaninallah
severim sizleri çiçekcağızlarım da göresim gelir
hemi de çok hemi de çok
inşallah inşallah
.

Büktüm

3. May 2007

Zamanın kenarından aşşaa baktım.
Alttan çektiler, düşer gibi oldum üstten tuttular, büktüm çıktım…



Wordpress | AMY&PINK | Giris