daytrotter

1. July 2010

trotter nedir ay balam? diye merak ediyorsunuz öncelikle. tırıs atı demek. zaten daytrotter’ın logosundan yola çıkarak atlarla ilgili bir mevzu döndüğünü anlamakta geç kalmıyorsunuz. biraz kurcalayınca da tonlarca indie grubun horseshack stüdyolarında yaptığı canlı kayıtların paylaşıldığı bir websitesi olduğunu anlıyorsunuz. tam bir aydınlanma tecrübesi.

evvelemirde paris menşeli “black session”ları bayılarak dinlerdik. sonra hayatımıza daytrotter girdi. öyle güzel oldu ki! bir kere haftada üç beş “session” yapıyorlar. üye oluyorsunuz hepsi mail adresinize geliyor. siteye giriyorsunuz istediğiniz gibi dinliyorsunuz. dilerseniz bilgisayara yükleyip canınız çektikçe dinliyorsunuz. çok sevdiğiniz grupları, hiç tanımadığınız, dünya dursa tanımayacağınız grupları, müzisyenleri önünüze getiriyor. bu da yetmiyor onların çizilmiş enteresan resimlerini koyuyor. o da yetmiyor iphone/ipod application’ı ile kulağınıza misafir oluyor. daha neler neler..

hele bir gün bir  beach house kaydı yaptılar ki tadından dinleyemedik.

demem o ki, hastasıyız!

ayhan sicimoğlu’nu kim sevmez?

bir yazıda ilk defa bu kadar çok yabancı kelimeyi türkçe kelimelerle çekinmeden, utanmadan “mix” ediyorum.

allaaam korkunç bir şey bu, başladın mı gidiyor…

(metemorfoz buralara gelene kadar site yönetimi olarak, her yazıyı “mete yokken buralar” kategorisinde  yazacağız.) di mi?

Fotograf Olayi

20. June 2009

brooke nipar

Oldum olasi bakmayi severim. Yere, goge, resme, fotografa, insana… diye uzar gider bu liste.

Bir suredir yasam destek unitesi olarak bir fotograf makinesi kullaniyorum. O zamandir bu zamandir hem cevreme hem de fotograf portfolyolarina daha bir cok, daha bir detayli bakmaya basladim. Bunlarin icinden begendiklerimi burada da saklamak arzusundayim.

Varan bir Brooke Nipar olsun. Sanatcinin portfolyosunda tanidik simalara da rastlamak mumkun.

Evet. Gezelim, bakalim, gorelim konulu bir postun daha sonuna geldik.
Bir sonraki postta gorusunceye kadar donsuz geceler. Mevsime pek uygun olmadi ama olsun.

the cherry blossom girl

31. May 2009

sunset-13

herkesin malumu olduğu üzre cherry blossom girl air’in muhteşem bir şarkısıdır. fakat geçen zamanlardan birinde hayatıma bir

mode, tendance, photo

daha girdi. hastasıyım bu kızın. ordan burdan ha bire pırtlayan kişisel moda blogları içinde en şirini. fotoğraf, paris ve alix..güzeller.

street fashion

29. May 2009

http://www.thesartorialist.com/photos/5159LEScolor103Web.jpg

daha önce bir yerde de bahsedildiği üzre sanatın sokakta olanını daha sevimli buluyorum. moda bir sanat mıdır, bilmiyorum. insanın dış görünüşünde de bir estetik derdi ve bir kompozisyon olduğuna göre sanat diyebilirim. dedim gitti.

sokak modası üzerine hazırlanan web siteleri, gezinmekten en çok zevk aldıklarımdan. ünlülere, pek pahalı markalara, sıfır beden mankenlere gerek kalmadan, böyle de modanın oluşturulduğunu görmek keyif veriyor. doğallık böyle bir şey işte.

bu kadar yazdıktan sonra linksiz olmaz. bu kez azmettim.

www.street-fashion.net ülke ülke şehir şehir sokak modası burada.

www.thesartorialist.blogspot.com en sevdiğim.

www.modaturkiye.com/sokak-modasi/istanbul

www.istanbulsokakstili.blogspot.com epeydir güncellenmiyor.

www.style-arena.jp/en/street/ japonların bu konuda da hastasıyım.

bir an arabistan’dan sokak modası yansıtmak fikri geçti aklımdan. dönüşe bu kadar yaklaşmışken hapse atılmak hiç akıllıca olmaz değil mi? zaten bir erkek bir kadın fotografı çekmek yeterli, gerisi onların aynısı çünkü.

cicibebeler

28. May 2009

 

picture-1

Radiohead’in albümünü internetten ücretsiz -daha doğrusu fiyatını sizin belirlediğiniz bir sistemle- indirmeye açmasıyla başlayan süreç bize de sıçramış gibi duruyor. (Sıçramış kelimesi garip çağrışımlar da yaptırmadı değil ama neyse devam edelim)

Neyse efenim, genç pırıl pırıl arkadaşlardan oluşan, adı gibi cici bir rock grubumuz albümünü sitelerinden ücretsiz dağıtmaya başlamış. Bunla da kalmayıp, desteklemek isteyenler için albümün kartoneti ile  boş bir  CD’yi 1 TL. bedelle satışa çıkarmışlar. İndir, CDye bas fikri başarılı görülebilir. Uygulama olarak Bandista’ya benzetmiş birtakım medya. Alakası yok bence.

“Sound”meselesine gelirsek.. Bana bir çok parçasında tanıdık sesler geldi. Yer yer “Seattle” olurken yer yer daha da bağırarak söyleniyor parçalar. Pazarlama fikri olarak başarılı bulduğum grubun resmi web sitesi (bu resmi kelimesini de hiç anlamam bu tür sitelerde) burada.

İndiragandi albüm de burada bulunmakta.

Heima

10. May 2009

Bu aralar belgesel izliyorum. Tamam hepimiz zaman zaman belgesel izliyoruz ama sahsim icin internetten belgesel indirmek hayli degisik bir durum. Tavsiye ederim.

Iste bu yazinin konusu olan Heima da bu belgesellerden biri. Nerede dikkatimi cektigini ise hic hatirlamiyorum.

Heima kendi dillerinde “eve donus” demekmis. Sigur Ros’un dunya turnesi sonrasi kendi topraklarina, Izlanda’ya donusu ve Izlanda’daki kucuk kasabalarda bir dizi ucretsiz konser vermesine odaklaniyor. Bu merkezden muzik sektorune, Izlanda’ya, insanlara, hissettiklerine, muziklerine dogru dairesel olarak aciliyor belgesel.

Bol muzik, az diyalog.
Harika mekanlar, harika fotograflar.
Kesinlikle her sey cok berrak.

Sigur Ros sever misiniz, sevmez misiniz orasini bilmem. Ama Heima’yi izledikten sonra kesinlikle Izlanda’yi gormekle ilgili yogun bir istek uyanacak icinizde. Bundan neredeyse eminim.

Her zamanki gibi sonda bir takim linkler;
Grubun resmi sitesi
Belgeselin Imdb sayfasi
Torrent hayranlari icin

Bandista

3. May 2009

 

Doli Incapax‘in sayesinde haberdar oldugumuz ‘bagimsiz’ bir muzik toplulugu Bandista. Sitelerinde Bandista bir aralık, bu darlık bu basmakalıp, bu ayık kafayla esrik taklitleri, bu aramızda yaşayan katilleri teşhir etmek gerek dedi evde uyuklarken. Uyanmak gerek dedi önce kendi kendine, evde bir gitar çaldı manuş, klarnet aktı meyanlı, kaydırmalı, akordeon zaten doldurmuştu köşe bucak, vurmalılar hazırdı “marş”a, başladı ev’in hikâyesi, varyetesi söküp söküp yapmanın.” seklinde giriyorlar konuya..

Biraz Inti-Illimani biraz ska biraz da bizim buralar.. Guzel hareket kontenjanindan burada.

Hepsi bir tarafa, sitede yeralan “armağandır. çoğaltınız! dağıtınız! ibaresinden daha cok..

album icin : tik

Yeni

14. February 2009

Buralarin tek ev sahibesi Passive Hanim, bakti kimselerin ugradigi yok kendine calgili-cengili, bulutlu-balonlu pek cafcafli bir muzik blogu acti. Acti da ne iyi etti. Gerci mail aracigiyla sarki paylasmasinin bu vucutta yarattigi haller simdi hic tartisilmaz ya orasi ayri bir konu.

Neymis efenim? Gidiyormusuz, dinliyormusuz, keyif aliyormusuz…

 

 

urban art

2. November 2008


sanatın sergi salonlarından sokaklara inmesi belki de bu yüzyılın en güzel şeylerinden biri. konfor ve estetik adına yapılan ve dünya yüzeyine yayılan tonlarca şeye bakınca insanın içi sıkılıyor açıkçası. bir sürü kuralla düzenle etrafı sarılan hayatımızda bari sokaklar bize kalsın..bir kaç örnek için: fubiz
burada illaki banksy‘yi, ve tabiiki west bank bariyerlerine yaptıklarını hatırlatmadan geçemeyeceğim. onu (ya da onları mı demeliyiz?) ince bir hasetle seviyoruz.
umalım sokak sanatçılarının sayıları daha da artsın, türkiye ve bilhassa istanbul sokaklarına doğru.

Enteresan Mevzular Dergisi

30. October 2008

Yazdıklarım Passive’in yazılarını arasına serpiştirilmiş reklam kuşakları gibi duruyor ama son zamanlarda pek alışık olmadığım bir hayat sürüyorum. Neyse..

Futuristika.org yayına başladığı ilk günden beri takip ettiğimiz bir elektronik dergi -şu hayatta ne garip tesadüfler var gerçekten-. Formatları dergi ile blog arasında bir yerde duruyor ama ilerleyen dönemlerde basılı bir yayın olarak da yayınlamayı hedefledikleri bir dergi olduğunu kendi ağızlarından okuduk.

Farklı disiplinlerden gelen yazarların oluşturduğu içeriği okurken daldan daldan konuyor ve daha da bir dergi okuyormuş hissine kapılıyoruz. Rastgele fotoğraflar, röportajlar, incelemeler, yeni akımlar, eski insanlar ve dahi kısaca enteresan mevzular için tık tık.

Vesile etmeyi sevdiğimden midir nedir bilmiyorum ama hazır gitmişken bu şukela röportajı da ihmal etmemenizi tavsiye ederim.

Sayfalar: 1 2 Geri(?)


Wordpress | AMY&PINK | Giris